Yumurtadan İnsana: Bir Bebeğin Oluşma Hikayesi

Amacım çoğu gebelik yazısı gibi şu haftada bebeğinizin şurası oluştu bu hafta şu organı oluştu demek değil. Sizi sıkmadan anlaşılır biçimde yumurtadan kucağınıza gelene kadarki serüvenini anlatmak.

Bebeğin heyecanı içindesiniz ve yavaş yavaş karnınız büyüyecek. Ama bir taraftan da içinizde bir mucize gerçekleşiyor. Bebeğiniz toplu iğne ucu kadar bir yumurtayken sizden beslenerek karpuz büyüklüğüne ulaşacak. Bu minyatür insanı kucağınıza verecekler. Bu seferde memenizi emerek büyüyecek ve çok geçmeden etrafta sıralayan, apalayan, her şeyi ağzına sokmaya çalışan küçük bir canavara dönüşecek. Masum ve meraklı can bebecikler hayat serüveni içinde sonunda senin benim gibi bir insana dönüşecek. Aslında garip ve mucizevi bir hikaye. Bu hepimizin hikayesi.

Gebeliği anlatmak için gebelikten öncesine gitmek gerekiyor. Gebelik genel olarak son adet tarihinin ilk gününden başlıyor. Bu şekilde kırk hafta sürüyor. Ben önceden kesin bir tarih belirlemek için bu şekilde kabul edildiğini sanırdım. Ancak aslında minişlerin yumurtası tam bu sırada olgunlaşmaya başlıyormuş. Yani bebeciklerin ilk oluşumu son adetle başlıyor.

Yumurtalıklarda doğuştan yüzbinlerce yumurta bulunuyor. Hormonların etkisiyle son adet döneminden itibaren yumurtalardan birkaçı gelişmeye başlıyor. Adet dönemi bitince rahim, kanlanmasını arttırıp duvarını kalınlaştırarak yumurtanın yerleşmesine uygun bir ortam yaratmaya başlıyor. Bu döneme foliküler dönem deniliyor. Bu dönem bitince gelişen birkaç yumurtadan biri -muhtemelen en kalitelisi- yumurtalıklardan fallop tüplerine atılıyor. Bu döneme de ovulasyon dönemi deniliyor. Bu dönemde kadınlar hamile kalabiliyor. Çok değil ortalama dört gün sürüyor. Eğer bir spermle karşılaşmazsa tüp boyunca ilerleyip rahime ulaşınca kendi deyimimle çürüyor, sararıyor. Ve daha farklı hormonların salınmasına sebep oluyor. Bu döneme luteal dönem deniliyor. Bu dönem de bitince çürümüş yumurta -tıpta corpus luteum deriz- ve rahimin o zamana kadar oluşturduğu duvar ve kılcal damarlar dökülmeye başlıyor ve böylelikle menstürel faz başlıyor. Kısaca vücudumuz her ay kendini hamile kalmaya hazırlar. Her ay bu döngü devam eder ve ortalama 28 gün sürer.
İşte yumurta, ovulasyon döneminde spermle karşılaşırsa döngü devam etmez. Fallop tüpündeki yumurta, rahimden giren spermleri tıpkı zıt kutup gibi kendine çeker. Uzun bir yol gelen spermlerin başında yumurtanın kabuğunu parçalayıcı bir sıvı vardır. Sadece yumurtaya en hızlı ulaşan değil, yumurtanın kabuğunu ilk parçalayıp içine giren sperm şampiyon olur. Sperm içine girdikten sonra yumurta bir anda kendini kapatır ve diğer spermler giremez. Onlar da bir süre sonra ölür. Yumurta içine giren spermin kuyruğu kopar ve içindeki genetik materyalle yumurtanın içindeki genetik materyal birleşir. Böylece bir insan oluşur.

Yeni oluşan hücre bölünerek fallop tüpünde ilerler ve rahime ulaşır.
Rahime ulaşan embriyo, koruyucu kılıfını çıkarıp foliküler fazda hazırlanan rahim duvarına ekilir. Tıpkı toprağa ekilen tohum gibi. Ve orada gelişmeye başlar. Portakaldaki vitamin büyüklüğündeki bebeğiniz ve kesesi henüz toplu iğne ucu kadardır.

Bebişin anne karnındaki 7. haftasından itibaren kalp belirginleşmeye başlar. Görüntülerde gördüğünüz bebişin kucaklamış gibi olduğu kırmızı şey bebeğin kalbi ve 6-9 haftalar arası atmaya başlıyor.

Arkasındaki balon gibi şey de göbek kordonu oluşmadan önce bebişin beslenmesini sağlar. Göbek kordonu oluştuktan sonra ekmek elden su gölden anneden beslenmeye başlar. Bu haftalardaki görüntüsünde kuyruğu olur ama yakın zamanda kuyruk yok olur. Eller ve ayaklar tomurcuklanır.

Bebiş haftalar içinde minik bir tırtıldan minyatür bir bebeğe dönüşür. Rahminizin içinde döner, hoplayıp zıplamaya bile başlar. Sonrası birçok kaynaktan da okuyacağınız üzere, uzuvları ve birçok organı sırası geldikçe gelişir.

Bebişinizin haftalara göre büyüklüğünü meyvelere benzetmişler. Bence çok hoş bir benzetme. Dördüncü hafta bir karpuz çekirdeği kadarken 40. haftaya kadar her günü bir mucizeyle mini bir karpuz büyüklüğüne ulaşır.

32. haftadan itibaren bebek karnınızda iyice sıkışmaya başlar ve kendine daha rahat bir ortam yapmak için kafasını doğum kanalına doğru getirir. Bu pozisyonda sıkışan bebiş bir daha dönemez yani doğum pozisyonunu alır. Artık bebişiniz çıkmaya hazır. Elleri ayakları sıkıştı artık. Şu zamana kadar hareket edip kollarını bacaklarını açmaya çalıştı ama artık o da kar etmeyecek. Kim bilir belki içeride sıkıldı, oyunlar uydurdu. Parmağını emiyor. Kordonuyla oynuyor. Parmaklarını inceliyor. Belki ağzından baloncuk çıkarıyordur. Siz hareket ettikçe beşik gibi sallanıyor. Bu vesileyle uyuyor bebiş. Siz yatıp uyuyunca da o uyanıyor tepiniyor da tepiniyor.

Çişini de yapmaya başladı. Amniyon sıvısına hem çişini yapıyor hem de bu sıvıyı içiyor. İğrenç gibi geliyor ama sonuçta bu dönemi hepimiz geçirdik. Ayrıca yediğiniz yemeklerin tadı amniyon sıvısına geçiyor böylece bebişiniz yediğiniz yiyeceklerin tadını alıyor. O yüzden güzel şeyler yerseniz daha fazla tepinerek tepki verebilir.
Bebeğiniz doğuma hazır. Siz de yavaş yavaş doğuma hazır hissetmeye başlayacaksınız. Bebeğiniz top gibi oldu. Unutmayın bir de sıvısı var ağırlık yapan. Ayrıca hepsini içinde taşıyan plasenta artık bir zar değil neredeyse bir organ boyutuna geldi. Yani bebişiniz havuzuyla birlikte karnınızda bir top, siz bir top yuvarlanıp gidiyorsunuz. Merak ağır basıyor doğurmak istiyorsunuz. Bir taraftan korkuyorsunuz doğurmasam mı diyorsunuz. Ama o içinizde kalmayacak eninde sonunda çıkacak. Ama doğunca özleyeceksiniz onu çünkü bir daha bu kadar yakın olamayacaksınız.
Bebiş doğacağı zaman yumuşak kafasındaki bıngıldaklar kafasını yumurta kafa haline getiriyor ve böylece daha rahat çıkıyor. Kalça kemiğiniz kendiliğinden açılıyor. Kafa çıktı mı gerisi kolay. Hadi bakalım lıp diye bir avazda inşallah bebeğinizi kucağınıza alın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir